Rilke'nin ağıt' ında kaybolmuş soru imleri
yolculuk sonrası sonsuz gün ışığında house, kitabın sayfalarını açar ve cat yazmaya başlar...felix ise çizmekte..
cat:...
Gölgeden az ne var burda?
Meleklerin haykırışlarını dinlerken duyduğun korku?
Boğazında hissettiğin yutkunma, kalan tek ağacın nefesi miydi yoksa?
Yapışı

kalmış gecenin izlerini geceyle mi çıkarmaya uğraşıyorsun, kalakalmış anlatılamayan hikaye mi çıkarmaya çalıştığın ve yitirdiklerini bulmayı ümit ettiğin?
Kalmak diye bir şey var mı? tanrının sesini fısıldayan yazıtlar da..
Hangisiydi gördüğün?
Gölgeden çok ne var burda?
Uçuşan yitik sonsuzluklar mı dolanıyor aralarında sonsuz akışın?
Ayrık nefesler bedenden çıkı

giderek, ölümcül kuşların sürüklediği o parlak pencereyi mi işaret ediyordu?
Çiçek tozları mı uçuştu eriyip giden soluklarına?
Söyleyebilir misin neye yarar, ruhlarındaki gülümsemelerin izleri hangi evrende eriyip gitti?
Aslında herşey görünmekte mi gölgenin ardında?
Yoksa hep ardına mı baktın, Yüzeyde olan gücü görmek için?
Sonsuzluğu vadeden ilk korkunç bakışları sevmekte misin hala?
Omuzlarına yüklenen güçle dolu sevginin dokunuşunu mu hissettin gölgelerde?
Burada ne kadar gölge var?
Korkunç dişli karanlık rüzgarın saçlarına dokunuşu mu hissettiriyor saf yıldızın taneciklerini?
Ürkülmüş kalbin henüz başlamış derinliklerine fırlarken, bir çok şeyi gizledin mi daha yakın parlayan varlığa?
Perdelerin ardındaki uyku mu engelliyordu geçmiş sellerin ardında bıraktığı gövdeleri toplamanı?
Korkunç gülümsemenle bir göz kırpışını buluyorsun, kendin ne biliyorsun ki?
Ölü çocukların çağırışlarında sen hala gömmeye mi çalışıyordun güneşi kalbine?
Evet, işte tam onlar burdalar.